GENEL
Bizim Bakkal: Bir Mahallenin Hafızası
Bir zamanlar mahallelerin kalbinde duran bakkallar; sadece alışveriş yapılan yerler değil, güvenin, vicdanın ve insanlığın adresiydi. Bugün kaybettiğimiz şey sadece bir dükkân değil, bir kültürdü.
Mahallelerin orta yerinde bakkallarımız vardı bizim.
Adı tabelada yazsa da herkesin dilinde tek bir ismi olurdu: Bizim Bakkal.
Parası olmayanı geri çevirmezdi bakkal amca.
“Sonra ödersin” derdi, gözünün içine bakarak.
Ne icraya verirdi kimseyi ne de kimsenin onurunu incitirdi.
Tezgâhın altında bir veresiye defteri olurdu; sararmış sayfalarıyla adeta bir tarih kitabı gibi…
O defterde borçtan çok güven yazardı.
Nereli olduğun önemli değildi.
Bakkal amca için herkes “mahalleli”ydi.
Sokak aralarında, memleketin az ışıklı gecelerinde bir sokak lambası gibiydiler.
Kendilerini mahallenin güvenliğinden sorumlu hisseder, ayak seslerinden kimin geldiğini tahmin ederlerdi.
Kapıları ardına kadar açıktı; gönülleri gibi.
Bakkallarımız vardı bizim…
İpe asılmış çamaşırlar gibi temiz,
Mahallenin çilesini çeken,
Düğünümüzde, bayramımızda, cenazemizde yanımızda olan…
Eski zaman adamlarıydılar.
Namusluyla namussuzu ayıran,
Kapı anahtarlarımızı tereddütsüz teslim ettiğimiz,
“Bakkal eliyle” diye adres yazdığımız insanlardı.
Adımıza gelen bir telefon için kapımızı çalar,
Çocukları her daim ilkyaz çiçekleri gibi karşılar,
Yaşlıların elindeki poşeti alıp merdivenlerden çıkarırlardı.
Top oynarken kırdığımız camlarda arkamızda durur,
Azarlanmadan önce bizi korurlardı.
Gazozu ilk orada içtik.
Şekerli hayallerimiz o rafların arasından geçti.
Veresiye defterlerinde isimlerimiz yazılıydı ama adreslerimizi zamanla kaybettik.
Ve sonra…
Bizleri kazıklayan, ihtiyacımız olmayanı satmak için türlü cambazlıklar yapan süpermarketlere sevdalandık.
Kolaylığa, parlak ışıklara, kart indirimlerine aldanıp Bizim Bakkal’a ihanet ettik.
Bugün geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz ki;
Kaybettiğimiz sadece bir alışveriş alışkanlığı değil,
Bir mahallenin vicdanı, bir toplumun yüz akı, bir insanlık hâliydi.